Plastik Atıklarına Döngüsel Çözümler

Photo by Lucien Wanda on Pexels.com

‘Plastikler, günlük hayatımızda neredeyse kullandığımız her üründe bulunuyor. Yaşamı kolaylaştıran bu ürünlerin masum olmadığı ile ilgili birçok bilgiye maruz bırakılıyoruz. Plastik atıkların dağlar oluşturacak kadar doğada birikmesinin önüne geçen döngüsel bir yöntem keşfedilirse, plastiklerin çöp olarak nitelendirilmesi yerine ne kadar değerli bir hammadde olduğu anlaşılabilir.’

Her yıl dünya genelinde üç yüz seksen milyon ton plastik üretiliyor. Bu da üretilen ham petrol ve doğal gazın yaklaşık %7’sine karşılık gelmekte. Plastik pazarı günümüzde hızla genişlemekte ve tahminlere göre plastik üretiminin 2050 yılına kadar dört katına çıkacağı tahmin edilmekte. Üretimin artması, dünyada tek kullanımlık plastiklerden büyük miktarda atık oluşumuna ve çevre kirliliğine sebep oluyor. Her yıl üretilen malzemelerin %75’inden fazlası tek kullanımdan sonra atılmakta. Oluşan bu atıkların büyük bir kısmı atık depolama sahalarında ve çevrede kontrolsüzce birikerek atık dağları oluşturuyor veya enerji santrallerinde elektrik üretimi amacıyla verimsiz bir şekilde yakılarak sera gazları (örneğin CO2) ve toksik yan ürünler ortaya çıkmasına sebep oluyor.

Günümüzde plastikler ‘geri dönüştürülebilir’ olarak lanse ediliyor, fakat bu ifadenin detayları dürüstçe paylaşılmıyor. Mekanik geri dönüşüm ile sınırlı türde ve sınırlı tekrarla plastik atıkları geri dönüştürülüyor. Bu yöntem ile ‘downgrade’ edilmiş plastik ürünlerin geçirdiği prosesler sebebiyle mekanik ve termal özellikleri zayıflıyor. Plastik atıklarının evlerde ve tesislerde doğru bir şekilde ayrıştırılmaması da plastik atıkların geri dönüşümü önündeki büyük engellerden bir tanesi.

Üçüncül geri dönüşüm yöntemi olarak standartlarda yer verilen kimyasal geri dönüşüm prosesleri, mekanik işlemlerle sürdürülebilir bir şekilde geri dönüştürülemeyen plastik atıkların daha basit ve değerli moleküllere dönüştürülmesi amacıyla geliştirilmiş bir teknolojilerdir. Bu prosesler sonucunda elde edilen çıktılar, birincil polimerlerin üretiminde hammadde alternatifi olarak kullanılabiliyor

Bu yaklaşımın bir örneği, plastiklerin yüksek sıcaklıklara tabi tutulduğu piroliz yöntemidir. Ticari ölçekte piroliz yağı üretimi yapan firmalar alanında öncü petrokimya şirketleri ile birlikte çalışarak ortaklıklar üzerinden lansmanlar yaparak bu teknolojinin çözüm olduğunu anlatıyorlar. Fakat mevcut kimyasal geri dönüşüm teknolojileri, yüksek sıcaklık ihtiyacı ve oluşan ürünün geniş karbon dağılımının değer kaybına neden olduğu için kullanılmaları anlamlı ve sürdürülebilir değildir.

Piroliz ve benzeri teknolojileri değerlendirdiğimizde; bu proseslerin doğada yığılan plastik atık karışımlarını %100 temsil etmeyen, temiz içerikli (çoğunlukla poliolefinler), analizlerle takip edilen ve stabil içeriğe sahip girdiler kullandıklarını görüyoruz. PVC gibi ısıtıldığında zararlı gazlar oluşturan atıklar doğada birikmeye devam ediyor. Atıkların toplandıktan sonra sürdürülebilir ve en etkili şekilde ayrıştırılması konusu geliştirilmesi gereken bir alan. Piroliz yağlarını ve kompozisyonlarını incelediğimizde içerisinde çok az bir fraksiyonun petrokimya girdisi olarak kullanılabileceğini görüyoruz. Bu durum da piroliz yağının döngüselliğinin sorgulanması gerektiğini gösteriyor. Piroliz sistemini kurmak tek başına yetmiyor, saflaştırma ve ayrıştırma tekniklerine de ihtiyaç duyuluyor. Şirketler, Avrupa Birliği’ne verdikleri sözleri tutmak amacıyla hızlı çözüm olan pirolizi tercih ediyorlar ve downstreaming çalışmalarına odaklanmış durumdalar.

Plastik atıkları yüksek katma değerli ürünlere dönüştüren süreçler, plastik kirliliğinin olumsuz etkilerini azaltmak ve döngüsel bir ekonomi geliştirmek için çok önemlidir. Üzerine araştırma yapılması gereken konu; plastik atıkların kimyasal geri dönüşümünde önemli bir rol oynayacak, daha verimli ve yüksek seçimlilikle likit rafineri ve petrokimya girdisi ürün sentezini sağlayacak katalitik ya da katalitik olmayan prosesler geliştirmek olmalıdır.

Günlük hayatta plastik kullanımının sınırlandırılması atık oluşumunu bir miktar da olsa azaltmak için önemli bir adım. Araştırmacılara ve şirketlere düşen en önemli görev ise insan hayatını kolaylaştıran bu ürünlerin sürdürülebilirliğini ve döngüselliğini sağlayacak adımlar atmak olmalıdır. 

Berrak Erkmen

Yorum bırakın